ERCAN CANER : Türk Askerlerini Kim Öldürdü ????

Kalleşliğin Hesabını Verdiler mi?

”Ateşkesi sağlamak, göçü önlemek ve bölgede yaşanan insanlık dramını sona erdirmek üzere İdlib’de bulunan birliklerimiz alçakça bir hava saldırısına maruz kalmış, 33 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 32 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır.” Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 08 Kasım 2021

Middle East Eye haber sitesinde Levent Kemal tarafından kaleme alınan ve 05 Kasım 2021 tarihinde paylaşılan ”Türkiye ölümcül hava saldırısı için Suriye’yi suçladı. Askerleri Rusya’yı suçluyor” başlıklı yazıda; 34 Türk askerinin Şubat 2020’de Rus bombardımanı sonucu öldüğü yönündeki iddialara yer verilmektedir.
27 Şubat 2020 tarihinde, Suriyeli muhaliflerin son kalesi olan İdlib eyaletinin güneyinde yer alan Balyun köyü yakınlarında dört füze Türk askerlerine ait bir konvoyu vurmuştur.
Korunmak maksadıyla mahalli bir binaya sığınan Türkiye destekli isyancı grupları takviye etmek maksadıyla en az 80 askerden oluşan bir grup bölgeye gönderilmiştir.
Olayın meydana gelmesinden bir gün önce hükümet karşıtı güçler, İdlib’in stratejik öneme sahip Saraqeb kasabasını ele geçirmiştir, ancak Suriyeli muhalifler, Suriye’de süren kanlı iç savaşta karşı tarafta çarpışan Rus ve Suriye hava kuvvetlerinin gerçekleştirdiği saldırılarda aylardır toprak ve adam kaybetmektedir.
Halen Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu’nda görev yapan Yüzbaşı A.H. bombalar kendisinden uzakta bir yerde düştüğünde bir motosiklet üzerinde yalnız başına kuzey cephesinden dönmektedir.
Yükselen dumanlara doğru ilerleyen yüzbaşı, yol kenarında zeytin ağaçları altında oturan yaralı bir Türk askerine rast gelir. Yardım arayan yaralı Türk askeri, saldırı mahallinden birkaç kilometre uzaklaşmayı başarmıştır.

Balyun köyü yakınlarındaki hava saldırısından geriye kalan Türk askerine ait bir kıyafet. Fotoğraf: AFP/Omar Haj Kadour.

Ordudan atılma veya yargılanma korkusuyla, bu röportaj için görüşülen bölgede halen ve geçmişte görev yapan diğer askerler, subaylar ve askeri yetkililer gibi adının gizli kalması koşuluyla Middle East Eye (MEE) çevrimiçi haber sitesine konuşan Yüzbaşı A.H. bulduğu askerin başında ve vücudunda şarapnel yaraları olduğunu söylemiştir.
Yüzbaşı A.H. saldırının gerçekleşmesinin ardından yaklaşık bir saat sonra saldırı mahalline ulaşan ilk kişidir.
”Şehitler yerde yatıyordu, her yerde cesetler vardı” diyen Yüzbaşı, MEE’ye verdiği demeçte bazılarının enkaz altında olduğunu, gördüğü manzaranın çok kötü olduğunu ve yaralıların yol kenarında olduğunu ifade etmiştir.
Yüzbaşı, Türk askeri araçlarının neredeyse tamamının imha edildiğini ve her yerde yangınların olduğunu söylemiştir.

Takviye kuvvetleri geldiğinde yaralılara yardım etmeye çalışırlar. İki araç yaralı askerlerle doldurulur. Saldırı mahallindeki iki Türk aracıyla birlikte en yakın tıbbi yardım yerine doğru yola çıkarlar. Yüzbaşı, Türk ordusuna ulaşmaya çalıştığını ancak başlangıçta raporlarının ciddiye alınmadığını da iddia etmektedir.
Askeri konvoyun iletişim hatlarının saldırı öncesinde kesilmesi nedeniyle telsizle takviye talebi yapılamamıştır. Askeri bir kaynağın MEE’ye verdiği bilgiye göre Türk askeri konvoyu hava örtüsü olmadan gönderilmiştir. Ve diğer bölgelerde şiddetli çatışmalar devam ederken, Türk karargâhındaki tepki, vurulma yönündeki raporları reddetmek olmuştur. Üst karargâh, bir konvoyun vurulması durumunda bunu biliyor olacağını ifade etmiştir.
Saldırının gerçekleştiği anda yakınlarda konuşlanmış Türkiye yanlısı bir Suriye Ulusal Ordusu komutanına göre; ancak iki saat sonra, tahliye edilen yaralılar Türkiye sınırına gelmeye başladığında neler olduğunu kavrarlar. Birilerinin yaralılara yardıma gitmesi için bir saat daha geçecektir.
Suriye ve Türkiyeli gazeteciler olayla ilgili haberi vermeye başladıktan sonra dahi, bombardımanın üzerinden saatler geçmesine rağmen Türk hükümeti sessizliğini korumaktadır.
Nihayet, o gece, bombaların Türk konvoyunu vurmasından 12 saat sonra, Türkiye’nin Suriye sınırına yakın Hatay kentinin Valisi televizyon kameralarının önüne geçer ve Suriye hava kuvvetlerine işaret ederek aşağıdaki açıklamayı yapar:
Esed rejim güçlerinin yapmış olduğu hava saldırısı sonucu Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımızdan ağır yaralı olan dört Mehmetçiğimiz tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. Dört Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Yapılan hava saldırıları sonucu 33 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanemizde bulunan yaralı Mehmetçiklerimizden hiçbir tanesinin hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Birazdan hastanede yaralılarımızı ziyaret edeceğiz, ancak sağlık mensuplarımızın ifadesi, hiçbir Mehmetçiğimizin hayati tehlikesinin olmadığını ifade ettiler. Bunu da tüm kamuoyu ile paylaşmak istiyorum, hayırlı akşamlar diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Hatay Valisi Rahmi Doğan.

Solda İdlib eyaletinde gerçekleştirilen alçakça saldırıyla ilgili açıklama yapan Hatay Valisi Rahmi Doğan, sağda ise saldırıda yaralanan bir askeri ziyaret eden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz görülmektedir.
O gün Balyun’daki çatışmalara katılan Türk askerleri ise öfkelidir. Saldırının sorumlusunun Suriye değil, Rusya olduğu konusunda ısrarcıdırlar.
Astana Sessizliği
Türkiye, her ikisi de Assad hükümetinin müttefiki olan Rusya ve İran ile 2017 yılında başlayan gerginliği azaltmaya yönelik müzakere çabalarını içeren başta Astana süreci olmak üzere, uzun süreden beri devam eden diplomatik gayretlerin Suriye’de ileriye dönük tek çözüm olduğunu savunmaktadır.
21’ici yüzyılın en kanlı savaşı olarak nitelendirilen Suriye İç Savaşında Birleşmiş Milletler’e göre 350,000’den fazla insan hayatını kaybetmiştir. Birleşik Krallık merkezli İnsan hakları Gözlem grubuna göre ise yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetmiştir.

Astana Anlaşmasının ardından Türk bakanlar ve üst düzey yetkililer, hava saldırıları sivilleri öldürdüğünde veya Türk gözlem noktalarının yakınlarına düzenlendiğinde dahi Rusya’nın Suriye’deki eylemlerini açıkça eleştirmekten sürekli olarak kaçınmışlardır.
<www.sunsavunma.net/birlesik-devletler-ulusal-guvenligi-icin-izlenec ek-yol-suriye/>
Bu makalenin kaleme alınması için MEE’ye demeç veren Türk askerler ve subaylar, 27 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirilen, 34 kişinin ölümüne ve 30’dan fazla kişinin de yaralanmasına neden olan alçakça hava saldırısının ardından doğrudan bir kınama yapılmasını beklemektedir.
27 Şubat 2020, Türkiye’nin 2016 yılında müdahale ettiği Suriye’de yaşadığı en ölümcül gün olmuştur. Bu gün tarihe aynı zamanda, 1974 yılında icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Türk ordusunun ülke dışında en çok kayıp verdiği gün olarak da geçmiştir.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki üst düzey komutanlar, Türkiye açısından en kanlı gün olan saldırının ardından, 28 Şubat 2020 tarihinde Hatay kentinde, İdlib eyaletindeki olayları değerlendirirken görülmektedir. Fotoğraf: Arif Akdoğan,/Anadolu Agency via Getty Images.

Rus Savunma bakanlığı ise Suriyeli pilotların bölgedeki muhalif kuvvetlerle karıştırması nedeniyle yanlışlıkla Türk askerlerini vurduğunu ileri sürerek aşağıdaki açıklamayı yapar:
”Türkiye, Türk askerlerin İdlib’deki varlığıyla ilgili Moskova’yı bilgilendirmedi. Türkiye’den verilen bilgilere göre Türk askerleri o bölgede olmamalıydı. Rus savaş uçakları Türk birliklerin bulunduğu yere hava saldırısı düzenlemedi. İdlib’e düzenlenen hava saldırısında Suriyeli militanların arasındaki Türk askerleri vuruldu. Rusya, Türk kayıpları öğrendikten sonra Suriye hükümetinin ateşkes uygulaması için her şeyi yaptı.”
Nüfuz Edici Bombalar
Suriye ve Rusya hava kuvvetlerine ait jetler saldırının gerçekleştiği 27 Şubat 2020 tarihinde gün boyunca Türk hedefleri üzerinde uçar. Ve Baylun üzerinde nüfuz edici bombalar kullanmaktadırlar.
Rus ve Suriye uçakları ikili kollar halinde ve yakın kolda uçmaktadır. Rus hava kuvvetlerine mensup 1-2 savaş jeti Hmeimim askeri üssünden kalkarken, Homs ya da Hama’dan kalkan Suriye savaş jetleri, yakın kolda uçarak hava saldırılarını icra etmektedir.
Bir Türk albayın ifadesine göre Rus ve Suriye savaş jetlerinin yakın kolda uçmasının nedeni birbirlerine kalkan görevi sağlayarak Türk kuvvetleri tarafından düşürülmelerini önlemektir.
Balyun’a sevk edilen askeri konvoylarda görevli bir Türk askerinin MEE’ye yaptığı açıklamaya göre Rus savaş jetleri; Türk subayların Rus paydaşlarına yaptığı defalarca uyarılara rağmen, o gün en az dört kez Türk konvoylarına çok yakın hedefleri vurmuştur.
Ruslarla sürmekte olan bir koordinasyon olduğunu ve Rusların nerede olduklarını her zaman bildiğini ileri süren Türk askeri, bir anda ve aniden konvoyların önünde ve arkasındaki hedeflerin ateş altına alındığını ve ilk direkt saldırının da Türk askerleri örtü sağlayacak bir mevzi bulmadan yapıldığını söylemektedir.
Suriye ve Rus savaş jetlerinin müşterek olarak yaptığı hava saldırılarında kullanılan bombanın tipinden saldırının kim tarafından yapıldığını çıkarmak mümkündür. Türk askeri kaynaklara göre; hedef bir nokta hedefi veya bir korugan olduğunda hava saldırısını, patlamadan önce duvarlar gibi dayanıklı hedeflere nüfuz edici bombalar kullanan Ruslar gerçekleştirmektedir. Suriye savaş uçakları nüfuz edici bombalar kullanmamakta ve hassas hedeflere direkt atış yapamamaktadır.

Solda Rus yapımı Su-34 savaş jeti, sağda ise bina ve korugan gibi dayanıklı hedeflere karşı kullanılan nüfuz edici akıllı mühimmat.

Saldırı sonrası bölgenin resmi fotoğraflarını inceleyen iki Türk subayı MEE’ye verdikleri demeçte, atışların bilerek ve kasten yapıldığı sonucuna vardıklarını ifade etmiştir.
Olayla direkt bağlantısı olan üst düzey bir Türk askeri kaynağa göre; 27 Şubat 2020 tarihinde kullanılan bombalardan bir tanesi kesinlikle nüfuz edici bir bombadır. Yetkili, saldırının gerçekleştirildiği bölgeye vardıklarında birçok bombanın atıldığını ve iki binanın tamamen enkaz haline geldiğini ifade etmiştir.

Suriye’nin İdlib Eyaletinde 27 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirilen, 34 Türk askerinin hayatını kaybettiği hava saldırılarına ait ayrıntılar.

”Çevirenin Notu: Suriye ordusu 01 Mart 2020 tarihinde İdlib Eyaleti hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan ettiğini ve bütün düşman hava araçlarının vurulacağını açıklamıştır. 34 Türk askerinin öldürülmesinin ardından tırmanan gerginlikte, düzinelerce Suriye ordusu mensubu asker ve araçları Türk dronları tarafından vurulmuştur.”

Soldan sağa Rus yapımı S-400, S-300 ve Pantsir-S1 Hava Savunma Sistemleri. Sayın Osman Başıbüyük, ”Silahlı Emperyalizmin Sonuna Geldik” başlıklı makalesinde Birleşik Devletler ve müttefikleri tarafından Suriye’ye atılan 105 seyir füzesinden 71’inin Suriye hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini anlatmıştır. Ayrıntıları Sun Savunma Net sitesinde paylaştığı makalesinden okuyabilirsiniz.

”Bizi Rusya’ya Karşı Kim Koruyacak?”
Türk Özel kuvvetler mensubu bir asker; bu saldırının önlenip önlenemeyeceğini sorgulamakta ve herkesin Rus yapımı S-400 füzelerinin onları Batı’ya karşı koruyacağını söylediğini ifade etmekte ve 34 Türk askerini öldüren Rusya’ya karşı onları kimin koruyacağı sorusunu sormaktadır.
Emekli bir yüksek rütbeli subay da MEE’ye verdiği demeçte; zaten askeri üstünlüğü olan Rusya’nın bu saldırıyla psikolojik bir üstünlük de sağladığına dikkat çekmiştir.
MEE haber sitesine konuşan Türk askeri kaynaklarını iyice çileden çıkaran ise Rusların saldırıya gösterdikleri tepki olmuştur.
Askeri yetkililere göre Ankara saatlerce Rusya’yı ölü ve yaralıları bölgeden tahliye etmek maksadıyla güvenli bir geçiş sağlaması için ikna etmeye çalışmış, ancak söylediklerine göre Ruslar bu teklifi reddetmiştir.
Suriye operasyonlarını yürüten üst düzey bir yetkili bir hava koridoru açamadıklarını ve aralıklı olarak devam eden bombardıman esnasında bölgeye karadan sağlık görevlileri göndermek zorunda kaldıklarını söylemiştir. Üst düzey yetkili açıklamasında; Rusların kendilerine; önce Suriyeli muhalifleri vurduklarını söylediklerini, daha sonra ise hava saldırılarına dâhil olduklarını tamamen reddettiklerini söylediklerini aktarmıştır.

Türk hükümeti olayla ilgili olarak hiçbir zaman resmi bir soruşturma başlatmamıştır. Saldırıların gerçekleştiği 27 Şubat 2020 gününe ait Türk ve Rus savaş jeti radar kayıtları ve askeri uzmanların saldırı mahallinde yaptıkları incelemenin sonuçları hiçbir zaman yayımlanmamıştır.
Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın tek reaksiyonu, hava saldırılarına maruz kalan ve askerlerinin çoğunu kaybeden 65’inci Mekanize Piyade Tugay’ını lağıv etmek olmuştur. Hava saldırılarından sağ kurtulmayı başaranlar ise başka birliklerde görevlendirilmiştir.
Hükümet yanlısı çevreler ise Ankara’nın İdlib eyaletinde gerçekleştirilen hava saldırılarında Suriyelileri suçlayarak doğru yaptığını, Türkiye’nin Rusya ile başa çıkabilecek kadar ateş gücü olmadığını söylemektedir.
Yaklaşık bir milyon Suriyeli sivilin Türkiye sınırına doğru ilerlediği ve İdlib Eyaleti’ndeki Türk gözlem noktalarının Assad güçleriyle çevrildiği bir ortamda, Türk hükümeti aylardır Moskova’yı bir ateşkes anlaşması için ikna etmeye çalışmaktadır.
Ve hava saldırılarından yedi gün sonra; Türkiye’nin Suriye ordusuna karşı yoğun misillemesi sonucu 300’den fazla Suriye askerini öldürmesi ve 200 Suriye hedefini vurmasının ardından, Türkiye ve Rusya İdlib eyaletini bir gerginliği azaltma bölgesine getiren anlaşmaya varmışlardır.
Tepkiler
Ancak ordu içindeki çeşitli kaynaklara göre hava saldırılarından direkt olarak Rusya’yı sorumlu tutmamak, Türk ordusu ve hükümet içindeki Rus yanlısı grupların işine yaramıştır. Hava saldırılarından Rusya’yı sorumlu tutmamak tabii ki Rusların da işine yaramıştır.
Son aylarda Rus ve Suriye hava kuvvetleri hava saldırılarını yoğunlaştırmış ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile diğer bir görüşme aramaya zorlamıştır.

Middle East Eye haber sitesinde Pazartesi günü yer alan bir haberde; iki ülkenin Suriye sınırındaki Kobane kasabasında bulunan Suriyeli Kürt YPG (Halk Koruma Birlikleri) birimlerinin temizlenmesi için bir Türk askeri operasyonunu müzakere ettikleri haberine yer verilmiştir.

Geçtiğimiz hafta Bloomberg’e konuşan yetkililer, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki bir operasyona destek karşılığında, İdlib eyaletinin bazı küçük bölümlerini Ruslara bırakmayı değerlendirdiğini açıklamıştır.
Ancak şimdilik iki ülke arasındaki düşmanlıklar devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta sonu Rus savaş uçakları, Türkiye sınırına sadece birkaç kilometre uzaklıkta olan Afrin bölgesindeki Türk destekli Suriye Ulusal Ordusu karargâhını vurmuştur.
Bir Türk Albay MEE’ye verdiği demeçte, Suriye’de Rusların olmaması durumunda 40 gün içinde Şam’ı ele geçirebileceklerini söylemiştir.
Suriye ordusunun tam bir palavra olduğunu ileri süren Türk Albay, Suriye ordusunu istedikleri kadar vurabileceklerini, ancak bunun caydırıcı olmayacağını, çünkü Türk askerlerini vuranın Rusya olduğunu ifade etmektedir.
Çevirenin Notları: Middle East Eye çevrimiçi haber sitesinde Levent Kemal tarafından kaleme alınan ve 05 Kasım 2021 tarihinde paylaşılan makale aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. Orijinal metne; <www.middleeasteye.net/big-story/turkey-syria-russia-troops-blamed-a ir-strike> www.middleeasteye.net/big-story/turkey-syria-russia-troops-blamed-ai r-strike linki üzerinden erişebilirsiniz.
Bilindiği üzere devlet memuru olarak görev yapanların basına yapacakları açıklamalara ilişkin düzenleme 657 sayılı yasada yapılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Devlet memurlarının ödev ve sorumlulukları arasında “basına bilgi veya demeç verme” konusuna da yer vermiştir. Bu husus, Kanunun 15 inci maddesinde; “Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir. Askeri hizmet ile ilgili bilgiler özel kanunların yetkili, kıldığı personel dışında hiç bir kimse tarafından açıklanamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu bağlamda Middle East Eye çevrimiçi haber sitesine Türk subayları ve/veya askerleri iddia edildiği gibi gerçekten demeç vermişler ise bulunmalı ve haklarında yasal işlem başlatılmalıdır.
Diğer taraftan; 27 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirilen alçakça saldırıların, günümüze kadar Suriye tarafından yapıldığı resmi olarak söylenmesine rağmen, haberde adlarının kovulma ve yargılanma korkusuyla verilmediği iddia edilen Türk subay ve askeri yetkilileri tarafından okların neden şimdi Rusya’ya yönlendirilmesi de anlaşılmaz bir durumdur. Bu subay ve askeri yetkililerin, askerlik mesleğinin şerefi ve namusu gereği bildiklerini iddia ettiklerini neden olayın hemen ardından değil de şimdi açıklamaları da bir muammadır.

Yazar Profili

Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.











Bir cevap yazın